Sözlük Derlemesi
A Â B C Ç D E F G H I Î J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
HA HE HI HO HU
bulunan kelime: 195 sayfa: 3 / 10
hüdn
Barış, sulh, musalaha.
hüdu'
Kamburluk.
hüdüb
(C.: Ehdâb) Sarık. * Kirpik, müjgân. * Havlu, el silmeye mahsus pamuklu bez. * Minder kenarında olan püskül.
hüdüd
Çok yaşlı ihtiyar. İhtiyar ve zayıf olmak. * Bir binayı gürültüyle yıkıp göçürmek. (Bak: Tehdid)
hüfat
Nazar etmek, bakmak.
hüffel
Memesi süt ile dolu olan koyun.
hükûmat
(Hükûmet. C.) Hükûmetler.
hükûmet
Bir memleketi idare edenler. Vekiller hey'eti. Devlet.
hükûmet konaği
Devlet memurlarının bulunduğu bina. Bunun yerine: 'Bab-ı hükûmet, daire-i hükûmet' tabirleri de kullanılırdı.
hükake
Kazılan şeyin kazıntısı, talaşı veya yongası.
hükâ'
Öksürük.
hükea
Ahmak kimse.
hükemâ
(Hakîm. C.) Âlimler. Çok bilgili kimseler.
hükkâm
(Hâkim. C.) Hâkimler.
hükl
Karınca gibi sesi işitilmeyen hayvan.
hükle
Dil tutukluğu, kekemelik.
hükm
(Hüküm) Karar. Emir. Kuvvet. Hâkimlik. Amirlik. * İrade. Kumanda. Nüfuz. * Kadılık etmek. * Tesir. Cari olmak. * Makam. * Bir dâvanın veya bir meselenin tedkik edilmesinden sonra varılan More…
hükmberdar
f. Hükme muti olan, itaat eden, boyun eğen.
hükmen
Hüküm yoluyla, hükmünde ve değerinde olarak.
hükmî
Hükme dair. Hükme âit ve müteallik. Bir karara dayanan, itibâri olan.
Osmanlıca sözlük KuRGuN SöZLüK
ana sayfa Kaynaklar/Sources yukarı
© 2019 KuRGuN XHTML | CSS Powered by Glossword 1.8.12