Sözlük Derlemesi
A Â B C Ç D E F G H I Î J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
HA HE HI HO HU
bulunan kelime: 3 768 sayfa: 2 / 189
habaset
(Hubs) Murdarlık, pislik, kötülük.
habat
Vücuttaki bir yara iyileştikten veya vücuda bir sopa ile vurulduktan sonra bedende kalan iz. * Davarın çok yemekten dolayı karnının şişmesi.
habaya
Gizli işler, gizli şeyler. * Defineler.
habaz
Hareket. * Bâtıl olmak. * Eksilmek.
habb
Tane, çekirdek. * Yuvarlak olarak hazırlanmış ilâç. * Buğday tanesi veya buna benzer tohum. ◊ Aldatıcı, kurnaz, hileci, hilekâr. * Denizin kabarması, denizde dalga olması.
habbal
(Habl. dan) Urgan ve ip satan kimse.
habbar
Terzi. * Mürekkepçi.
habbas
Zindancı, gardiyan, hapseden.
habbat
(Habbe. C.) Habbeler, tohumlar, tâneler. * Haplar.
habbaz
(Hubz. dan) Ekmekçi. Ekmek yapan veya satan kimse.
habbazî
Ekmekçilikle ilgili.
habbe
Tane. Tohum. * İhtiyaç. * Parça. * Dirhemin 1/48 kadarı. ◊ Gammazlık yapan kadın. (Müz: Habb)
habbe (hubbe)
Yol, tarik.
habbeza
Ne güzel, ne sevimli, ne hoş' mânâsında bir takdir edatıdır.
habbül büluğ
(Habb-ül büluğ) Erginlik çağındaki erkek ve kız çocukların yüzlerinde ve alınlarında çıkan sivilceler.
habc
Devenin ot yemekten dolayı karnının şişmesi. * Vurmak. ◊ Vurmak, darbetmek.
habcame
f. Gecelik ve pijama gibi gece uyurken giyilen elbise.
habe
f. Sıkılma, bunalma, darlanma, boğulma. ◊ Zarara ziyana uğradı (mânâsına fiil).
habeb
Aldatma, kandırma. Hile, kurnazlık.
habek
f. Üzülme, sıkıntı yapma. * Sıkılma, bunalma.
Osmanlıca sözlük KuRGuN SöZLüK
ana sayfa Kaynaklar/Sources yukarı
© 2019 KuRGuN XHTML | CSS Powered by Glossword 1.8.12