Sözlük Derlemesi
A Â B C Ç D E F G H I Î J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z
MA ME MI MO MU
bulunan kelime: 4 974 sayfa: 1 / 249
mûkid
Ateş yakan.
mûkin
Şüphesiz ve kat'i olarak bilen.
mûkinûn
Yakîn sahibi olanlar. Şüphesiz ve tereddüdsüz olarak imanî ve Kur'anî hakikatlara vâkıf olanlar. (Bak: Yakin)
mûkir
Yemişinin çokluğundan dolayı dalları sarkmış olan ağaç.
mûkiz
(Yakaza. dan) Uyandıran, ikaz eden. * Gaflet ve dalgınlıktan kurtaran.
ma'
Yer yüzüne yayılıp döşenmek.
ma'bed
(Mâbet) (İsm-i mekân) İbadet edilen yer. (Mescid, câmi gibi)
ma'bed-i fersude
f. Eskimiş, yıpranmış mâbed.
ma'ber
(C.: Maâbir) (Ubur. dan) Geçit, kemer, köprü. * Geçilecek yer.
ma'bud
(Mâbud) Kendine ibadet edilen Allah (C.C.)
ma'bude
Şirk, evham ve putperestlikten doğan kadın heykeli ve emsali put.
ma'c
Süratle gitmek, hızlı gitmek. * Yürürken dolaşmak.
ma'cel
(C.: Maâcil) Yol. Menzile ulaştıran yol.
ma'ceme
Sabırlı, tahammüllü kimse.
ma'ces
Yay kabzası.
ma'cez
Çalışmaktan ve maişetten âciz oldukları yer.
ma'd
Taze hurma. * Taze ot. * Yumuşak. * Yoğunluk, gılzat. * Gitmek. * Çekmek.
ma'dele(t)
(Ma'dilet) Adalet eylemek. Hak ile hükmeylemek. * Adalet yeri.
ma'deletgüster
f. İnsaflı, adaletli, vicdanlı ve doğru kimse.
ma'deletkâr
f. Âdil, adaletli.
Osmanlıca sözlük KuRGuN SöZLüK
ana sayfa Kaynaklar/Sources yukarı
© 2019 KuRGuN XHTML | CSS Powered by Glossword 1.8.12