Bulunuş Öyküsünden Yayımlanışına Divanü Lugati't-Türk

[b]Divanü Lugati’t-Türk’ün İlk Yayımlanışı[/b]

Birkaç gün sonra Ali Emiri Efendi Divanü Lugati’t-Türk’ü Kilisli Rifat’a şartlarını da söyleyerek verir. Kitap Kilisli Rifat’a geçtikten sonra Talat Paşa Ali Emiri’ye “küçük bir mükâfat” olarak üç yüz lira gönderir. Ancak Ali Emiri Efendi bu parayı kabul etmez. Bütün servetini Türk kültürünün kaynağı olan kitaplara harcayan Ali Emiri Efendi, yayımlanmasından sonra Divanü Lugati’t-Türk’ü hiçbir bedel istemeden kitaplığındaki diğer eserlerle birlikte kurduğu kütüphaneye bağışlayacaktır.
Divanü Lugati’t-Türk’ün Kilisli Rifat tarafından yayımlanması Birinci Dünya Savaşı yıllarına rastlamıştır. Kâğıt ve mürekkep bulmak zordur… Basımevindeki harfler yıpranmıştır… Hatta baskı makinesi tekleyerek çalışmaktadır. İşte böyle bir ortamda Kilisli Rifat bu büyük eserin baskı işine girişmiştir.
Divanü Lugati’t-Türk’ün başına bir iş gelir diye sağlam bir çanta alan ve bir buçuk yıl süren baskı işi süresince çantayı yanından ayırmayan Kilisli Rifat üç cilt hâlinde basımını gerçekleştirir.
Kilisli’nin yayımı aslında Divanü Lugati’t-Türk’ün matbu olarak tıpkıbasımıdır ancak bu yayında dağınık sayfalar düzenlenmiş, eser bir araya getirilmiş, madde başları belirginleştirilmiş, harekesiz olan Arapça bölümler harekelendirilmiştir. Böylece Divanü Lugati’t-Türk yazılışından yaklaşık sekiz yüz elli yıl sonra bu kez baskı makinesiyle basılarak çoğaltılır ve yok olmaktan kurtulur.

Divanü Lugati’t-Türk’ün Türkçeye Çevrilmesi
Baskı sürerken Millî Tetebbular Encümeni, Kilisli Rifat’a Divanü Lugati’t-Türk’ün Türkçeye çevirisini yapması işini de teklif eder. Kilisli Rifat, defalarca okuduğu eseri basım işi bittikten sonra çevirmeye başlar. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başlamıştır. Kilisli Rifat, eseri yirmi iki defter hâlinde Türkçeye çevirir. Yüz yirmi lira karşılığında çevirisini Maarif Nezaretine teslim eder.
Kilisli Rifat’ın çevirisi Telif ve Tercüme Heyetine gönderilir ama yayımlanması mümkün olmaz. Oradan da Darülfünun kütüphanesine gönderilir. Aradan geçen zaman içerisinde ülke felaketli günler yaşamış, Mustafa Kemal Paşa’nın öncülüğünde Millî Mücadele başlamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi işte o günlerde, Divanü Lugati’t-Türk’ün Türkçeye çevrilmesi işini, daha sonra Türk Dil Kurumunun kurucu başkanlığına getirilecek olan Sâmih Rifat ile İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Âkif’e verir.
Kilisli Rifat bu haberi duyunca Sâmih Rifat’a bir mektup yazar ve kendi çevirisinden söz eder. Üniversitenin Edebiyat Kütüphanesindeki çevirilerinden yararlanılması, kendi adının da çevirenler arasında yer alması dileğini bildirir. Sâmih Rifat Bey bu çevirileri Ankara’ya getirtir. Mehmet Âkif ile Kilisli’nin çevirisini incelerler ve eserin yeniden çevrilmesine gerek olmadığına, Kilisli Rifat’ın çevirisinin yayımlanmasına karar verirler.
Divanü Lugati’t-Türk’ten haberdar olan Gazi Mustafa Kemal, Kilisli Rifat’ın yirmi iki defterden oluşan çevirisini okumak üzere Çankaya Köşkü’ne getirtmiştir. Atatürk’ün Kilisli Rifat çevirisini okuduğu Sâmih Rifat’ın Kilisli Rifat’a yazdığı mektuplarda belirtilmektedir. Atatürk’ün okuduğu bu defterlerden çekimlenen beş defter, bugün Türk Dil Kurumu Kütüphanesinde bulunmaktadır.
Bu arada Konyalı Abdullah Atıf Tüzüner ve Abdullah Sabri Karter de Divanü Lugati’t-Türk’ü ayrı ayrı Türkçeye çevirmişti. Van mebusu Tevfik Demiroğlu da eserin dizinini hazırlamıştı. Bunlardan Atıf Tüzüner’in çevirisi Türk Dil Kurumu Kütüphanesinde, Abdullah Sabri Karter’in çevirisi ise Bursa İl Halk Kütüphanesindedir.
Atatürk’ün öncülüğünde 26 Eylül 1932 günü Dolmabahçe Sarayı’nda toplanan Birinci Türk Dili Kurultayı’nın ardından Türk Dili Tetkik Cemiyeti, Divanü Lugati’t-Türk’ün söz varlığını dizin hâlinde toplama ve eseri çevirme görevini Kilisli Rifat’a verir.
Birinci çevirisi yayımlanmayan Kilisli Rifat, Divanü Lugati’t-Türk’ü Türkçeye ikinci kez çevirme ve dizinini çıkarma işine girişir. Kilisli Rifat’ın Ankara’ya gönderdiği fişlerde Kurum düzeltmeler yapılmasını ister. Bu konudaki sorunları çözümlemek üzere Kilisli Rifat, Türk Dil Kurumu Genel Sektereri İbrahim Necmi Dilmen ve Besim Atalay ile Dolmabahçe Sarayı’nda görüşür, ancak bir anlaşma sağlanamaz.
Bu arada Divanü Lugati’t-Türk’ün iyi bir çevirisinin yayımlanması bilim çevreleri tarafından sabırsızlıkla bekleniyordu. Kurum yönetimi, özellikle Genel Sekreter İbrahim Necmi Dilmen, çeviri işini Besim Atalay’ın üstlenmesini istemektedir. Bu ısrarlar üzerine 1937 yılının sonlarına doğru Besim Atalay Divanü Lugati’t-Türk’ün çevrilmesi işini üzerine alır.
Besim Atalay, kendisinden önce yapılan çevirileri değerlendirir ancak eleştirdiği yönler dolayısıyla bunlardan yararlanmadan kendi çevirisini yapar. Bununla birlikte ara sıra şüphelendiği yerlerde bu çevirilere baktığını belirtir, ancak güvenemediği için hiçbir zaman bu çevirilerden doğrudan aktarma yapmadığını yazar.
Besim Atalay’ın çevirisi üç cilt olarak 1940 – 1941 yıllarında yayımlanır. Bu arada Kurum, Divanü Lugati’t-Türk’ün yeni bir tıpkıbasımını da 1941 yılında yapmıştır. Atalay’ın çevirisini bütünleyen dizin bölümü ise 1943 yılında yayımlanır. Dehri Dilçin’in Arap alfabesine göre hazırladığı Divanü Lugati’t-Türk dizini Türk Dil Kurumu tarafından 1957 yılında basılır. Bir başka dizin yayını ise Divanü Lugati’t-Türk’ün yazılışının 900. yılı dolayısıyla 1972 yılında yine Türk Dil Kurumu tarafından çıkarılmıştır. Aslında bu yayın, 1943’te Besim Atalay’ın hazırladığı dizinin yeniden düzenlenmiş biçimidir.